Allah için sevenler

3

 

Bu sabahda her sabah olduğu gibi yine javasız sohbet ile sizlerleyiz. Günün yeni makalesi Allah için sevmek olacaktır.

Tâbiînden Ebû İdris Havlânî (rah.) anlattı:

Humus’da mescide girdim. Orada Resûlullâh’ın Ashâbından otuz iki zâtın bulunduğu bir halkaya oturdum. Onlardan bir zât: ‘Resûlullâh sallallâhü aleyhi vesellem’den işittim, şöyle buyurdu’ deyip hadîs rivâyet ediyordu. Sonra bir diğeri, sonra bir diğeri böyle söylüyordu. Aralarında karagözlü, dişleri bembeyaz bir zât vardı. Bir hususta ihtilaf ettiklerinde meseleyi ona arz ediyorlar ve onun söylediğine râzî oluyorlardı.

Ne bundan önce ve ne de bundan sonra böyle bir mecliste oturmadım. Topluluk dağıldı. Kendi kendime “Ben bir ilim tâlibiyim, Peygamber’in Ashâbı’nın yanında oturdum, hâlbuki onların hiç birinin isimlerini ve evlerini bilmiyorum” dedim.

Ertesi gün erkenden mescide geldim. Meseleleri kendilerine arzettikleri o zâtı gördüm, mescidde bir direğin ardında namaz kılıyordu. Yanına oturdum. Namazını bitirince:

“Ey Ebû Abdullâh, Ben seni Allâh için seviyorum” dedim. Kuşağımdan tutup beni kendine yanaştırdı. Sonra:

“Sen beni Allâh için mi seviyorsun” dedi,

“Vallâhi öyle, ben seni Allâh için seviyorum” dedim. Dedi ki:

“Muhakkak ben Resûlullâh’tan işittim. Buyurdu ki: Allâh’ın Celâl’i için birbirlerini sevenler, başka hiçbir gölgenin olmadığı kıyâmet gününde Allâhü Teâlâ’nın Arş’ının gölgesindedirler.”

Onun yanından kalktım. Bu sırada o topluluktan başka bir zâtı gördüm, önceki zâttan işittiğim hadîsi ona arzettim “O sana hakdan başka söz söylemez. Bunu ben de işittim. Hatta Resûlullâh’tan (s.a.v.) bundan üstün mertebeyi müjdeleyenini işittim. Rabbi azze ve celle’nin şöyle buyurduğunu bildiriyordu:

“Benim rızam için birbirlerine fedakârlık edenlere muhabbetimi vacip kıldım. Benim rızâm için birbirlerini ziyâret edenlere muhabbetimi vacip kıldım.”

“Allâh size rahmet etsin, kimsiniz?” dedim, “Ben Ubâde bin Sâmit’im” dedi. “Ya diğer zât kim idi” dedim, “Muâz bin Cebel’dir” dedi. (Muhtasaru Tarih-i Dımaşk)