Allah ölümü çok hatırlayanı sever

3

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“(Geçici dünya) lezzetlerini yıkan-unutturan ölümü çokça hatırlayınız. Zira ölüm, dünya hırsını azaltmaya; âhiret amellerini de çoğaltmaya sebep olur.”

Kul ölümün kendisine yakın olduğunu ve kendi akranlarının ve kardeşlerinin hiç ummadıkları bir anda göçüp gittiklerini düşünmelidir. (F. Kadîr)

Büyük âlimlerden Ebu Hâtim et-Temîmî dedi ki: “İki şey gözümde uyku bırakmadı. Biri ölümü hatırlamak, diğeri de Allâhü Teâlâ’nın huzuruna çıkacağımı hatırlamak.” (F. Kadîr)

Ömer bin Abdülaziz (rah.) “Ölümü çok hatırlayan kimse aza kanaat eder. Sözlerinin de bir amel olduğunu (onlardan da hesaba çekileceğini) bilen kimse dilini boş ve faydasız sözlerden tutar.” buyurmuştur. (Zühd, Ahmed bin Hanbel)

İmam Nevevî hazretleri ölümü hatırladığı zaman günlerce kendisinden istifade edilemez, bir şey sorulduğunda ölümün şiddetinden dolayı ‘bilmiyorum, bilmiyorum’ derdi. (F. Kadîr)

Horasan âlimlerinden Hâmid el-Leffâf (rah.): Ölümü çok hatırlayan kimseye üç şey ikram edilir: Günahlarından hemen tevbe eder, geciktirmez, kanaatkâr olur, ibâdetlerinde gayretli olur. Ölümü unutan kimse de üç şeyle cezalandırılır. Sonra yaparım diyerek tevbesini geciktirir, elindekine râzî olmaz, ibâdetlerinde tembel olur. (Feyzü’l-Kadîr)

Abdullah ibn-i Ömer (r.anhümâ) şöyle dedi: Bir kere Resûlullah (s.a.v.) omuzumu tutup bana “Ey Abdullah! Sen dünyada garip kimse gibi yahut yolcu gibi yaşa.” buyurdu.

Abdullah ibn-i Ömer (r.anhümâ) şöyle derdi: “Ey mümin! Akşama eriştiğinde (amel işlemek, tevbe etmek için) sabahı bekleme; sabaha eriştiğinde de akşamı bekleme. Sıhhatin yerinde iken hastalık zamanını, hayatta da ölümünü düşünerek daha çok amel işle.” (S. Buhârî)