Allah sabredenlerle beraberdir

3

 

Günaydın javasız sohbet ailesi.. Bu gün sizlere sabrın önemini anlatacağız. Bu makalemizde sabrın Allah c.c tarafından mükafatınıda tamamen anlacaksınız.

1601 senesinde Avusturyalılar, büyük bir ordu ile Osmanlı Devleti’nin elindeki Kanije kalesini muhâsara ettiler. Avusturyalılar kaledekilere yardım için gelmesi beklenen sadrazamın mağlub olduğu ve serdarın da şehit düştüğü haberini verip teslim olmalarını istediler.

Tiryaki Hasan Paşa askerine şöyle hitâb etti:

“Ey gâziler! Onlar sizi kayırdığından nasihat etmez. Bizim burada sabredip dayanmamız, İslâm uğruna ve hak yolunadır.

Hem kalenin Allâh’ın izniyle zaptedilemeyeceğine birkaç delîlim vardır:

Biri budur ki, merhum sadrâzam İbrahim Paşa bu kaleyi uzun müddet muhâsara edip alamayınca: “Eğer Hak Teâlâ fethini müyesser ederse Medine-i Münevvere’ye vakfolsun” dedikten sonra fetholdu. Biz kusûr etmedikçe Peygamberlerin Efendisine vakfolan, kâfire düşmez.

Biri de budur ki kâfirler kaleyi Rebiülevvel’in on ikinci (Mevlid kandili) gecesi muhâsara ettiler. Resûl-i kibriyâ hazretlerinin âleme rahmet için geldiği gece hürmetine bu kalede mahsur olan ümmeti dahi onun rahmetinden nasiplenecektir.

Biri de şudur ki, her akşam gülbank-i Muhammedi getirip Allah Allah dediğinizde kâfirler kırk iki pare topu birden atar. Allâhü Teâlâ’nın ism-i şerifi hürmetine düşmanlar kaleyi alamayacakları gibi toplarıyla birlikte selâmetle de gidemeyeceklerdir.”

Hasan Paşa’nın dedikleri aynıyla oldu. 73 gün süren muhâsarada Osmanlılar büyük kahramanlıklar gösterdiler. Kuşatmanın 73. gecesi yani 18 Kasım 1601’de, Hasan Paşa düşman kuvvetlerine gece baskın yaptı. Osmanlılara yardım geldiğini sanan Arşidük Ferdinand çok sayıdaki adamı ve muhâfızları ile kaçtı. Haçlı ordusu geride 47 büyük top, 14.000 tüfek, 60.000 çadır, 15.000 kazma kürek, binlerce erzak ve Ferdinand’ın altın tahtını ve otağını bıraktı, Tiryaki Hasan Paşa’ya beylerbeyi ünvanı verildi. (Naima Tarihi)