ALLÂH’A GÜZEL ÖDÜNÇ VERMEK

Dini bilgiler

Dini bilgiler

ALLÂH’A GÜZEL ÖDÜNÇ VERMEK

Allâhü Teâlâ, Bakara sûresinin 245. âyet-i kerîmesinde (meâlen) “Hani kim var Allâh’a güzel bir ödünç arz edecek (verecek) ki Allah ona birçok katlarını katlayıversin…” buyurdu.

Karz-ı hasen, güzel ödünç demektir. Âyet-i Celîle’de malın en güzelini seçip Allâhü Teâlâ’nın rızası için ihlâsla en hayırlı yerlere vermek manasınadır. Karz-ı hasende şu on şey olmalıdır.

Birincisi, helâlden olmalıdır. Çünkü Allâhü Teâlâ, bütün noksanlardan münezzehtir, sâfî helal olandan başkasını kabul etmez.

İkincisi, kişinin sahip olduğu malın en iyisinden olmalıdır Üçüncüsü, (ölmek üzere iken değil) vücud sıhhatte iken zenginlikten hoşlanıp fakirlikten korktuğu halde verilmelidir. Dördüncüsü, en muhtaç ve en layık olana vermeli,

Beşincisi, verdiğini kimseye söylememeli,

Altıncısı, verdiği kimseye eziyet etmemeli, başa kakmamalı, Yedincisi, maksadı sırf Allâhü Teâlâ’nın rızası olmalı, Sekizincisi, verdiği çok olsa da az ve ehemmiyetsiz görmeli, Dokuzuncusu, en sevdiği malından vermeli,

Onucusu, fakirin evine götürüvermek gibi onu en ziyade memnun edecek şekilde olmalıdır.

Bu (Bakara sûresi, 245.) âyet-i kerimesi nâzil olduğu zaman, Ebu’d-Dahdâh (r.a.): “Yâ Resûlallâh, Allâhü Teâlâ bizden borç mu istiyor?” diye sormuş. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Evet” buyurmuşlar.

“Yâ Resûlallâh, benim iki bahçem var. Birisini sadaka olarak versem bana cennette iki misli var mıdır?” demiş. Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) “Evet” buyurmuşlar. (Hanımını kasdederek) “Dahdâh’ın anası da beraberimde mi?” demiş. Resûlüllâh Efendimiz (s.a.v.) “Evet” buyurmuşlar. “Kızım da beraberimde mi?” demiş. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Evet” buyurmuşlar. Ebu’d-Dahdâh bahçelerinin en güzelini Allah için bağışlamış, dönüp âilesine gelmiş. Onlar da o bahçede bulunuyorlarmış. Hemen bahçenin kapısına durup hanımına bunu anlatmış. O da “Allah mübârek etsin.” deyip bahçeden çıkmışlar. Bunun üzerine Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Ebu’d-Dahdâh için cennette nice hurma ağaçları saçak atıyor.” buyurmuşlar. (Elmalılı, Hak Dîni Kur’ân Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)