Allahu Teala’ya sığınmak

3

 

Allâhü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de (Nahl sûresi, 98. âyetinde) buyurdu ki -meâlen-: “Kur’ân-ı Kerîm’i okuyacağın zaman Allâhü Teâlâ’dan seni, hayırdan uzak ve lanet ile kovulmuş olan şeytanın vesveselerinden muhâfaza etmesini iste ve ‘Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm’ de.”

İstiâze (eûzü çekmek)deki hikmet; izin istemek ve kapıyı çalmaktır. Zîrâ bir padişahın kapısına gelen kimse huzûruna ancak izni ile girebilir. Böylece Kur’ân-ı Kerîm okumayı isteyen kimse de Rabbi’ne münâcâta başlamayı istemiş olur da evvelâ lisânını temizlemesi îcâb eder. Zîrâ insanın dili faydasız sözler, yalan ve iftirâ gibi günahlarla kirlenmiş bulunur. (Rûhu’l-beyân)

Ca‘fer-i Sâdık (k.s.) hazretleri buyurdu:

“İstiâze, Kur’ân-ı Kerîm’e hürmet için lisânı yalan, gıybet ve iftiradan temizlemektir.”

Rabbi ile kulu arasında bir ahid vardır. Allâhü Teâlâ “Ve ahdime vefâ edin ki ahdinize vefâ edeyim.” (Bakara sûresi, âyet 40) buyurmuştur. Kul istiâze (eûzü okuyarak Allâh’a sığındığında) ve istiğfâr ettiğinde demiş oluyor ki: Ben beşeriyetim icâbı bunca kusurlarımla birlikte kulluk ahdimi yerine getirip “eûzü billâh” ve “estağfirullâh” diyorum. Yâ Rabbi, senin rubûbiyet ahdini keremin ve fazlınla îfâ edeceğin de şüphesizdir. Beni şeytanın şerrinden, gadrinden ve hilesinden muhâfaza buyur”. (Tefsîr-i Kebîr)

Allâhü Teâlâ’nın şeytanın şerrinden ve vesvesesinden kâmil muhâfaza buyurmasının şartı, basîret sâhibi, takvâ ve zikir ehli olmaktır. (Mişkâtü’l-Envâr)

Hasan-ı Basrî (rah.) buyurdular ki: “Kim hakkıyla ve kalb huzuruyla Allâhü Teâlâ’ya istiâze ederse, Allâhü Teâlâ o kimse ile şeytan arasında üç yüz perde yaratır. Her perdenin arası semâ ile arz arası kadardır.

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.