Allâme Siyelkûtî Hazretleri

3

 

Allâme Siyelkûtî (v. H. 1067/ M. 1657), tefsîr, kelâm, fıkıh ve hadis ilimlerinde eserleri olan Hindistanlı meşhûr bir âlimdir. Bir gün yanına gelen birisi ona dedi ki:

Hâcegân-ı Nakşibendiyye’den İmâm-ı Rabbânî (k.s.) hazretleri, kendisine bağlanan mürîdlerine kalbleriyle “Allâh Allâh” diye zikretmelerini emrediyor. Hatta, böyle zikre devam ile nihâyet kalplerinin zikrini kulaklarıyla dahi işiteceklerini söylüyor.

Siyelkûtî (rah.) bunu inkâr etti ve “kalp ancak bir et parçasıdır, nasıl zikreder ve bu zikri kulağıyla nasıl işitir?” dedi. Sonra İmâm-ı Rabbânî hazretlerine bu müşkilin izâhını istediği bir mektup yazdı, üzerini de mühürledi, talebelerinden biriyle gönderdi.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri mektubu getiren kişiyi uzaktan görünce o sırada yanında bulunan oğlu Muhammed Ma‘sûm hazretlerine:

“Ey oğul, şu uzakta gördüğün adam bize Siyelkûtî’den mühürlü bir mektup getiriyor. Kapıya çık, onu karşıla ve mektubun cevabını yaz, Siyelkûtî’ye gönder” buyurdu.

Muhammed Ma‘sûm hazretleri evin önüne çıktı. Siyelkûtî’nin mektubunu aldı, mühürünü bozmadan ve hiç açmadan zarfın üzerine şöyle yazdı:

“Ey Siyelkûtî, bir et parçası olan dile, türlü kelâmı konuşmak ve Allâh’ın ismini zikretmek kudretini veren Cenâb-ı Hak, kalbe dahi bu kudreti vermeye kâdirdir”

Cevap Siyelkûtî’ye ulaşıp mührün bozulmadığını ve mektubun açılmadığını görünce hemen İmâm Rabbânî hazretlerinin huzûruna koştu ve ona bağlandı. Hatta evliyadan oldu.

Allâme Siyelkûtî, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin müceddid-i elf-i sânî yani hicrî ikinci bin yılının müceddidi olduğunu anlayan ve ilk defa bunu bildiren büyük İslâm âlimidir. (Tefcîrü’l-galak fi-tefsîr-i sûretü’l-Felak)

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.