Ashab-ı Bedir

 

Mobil sohbet ile muhteşem bir hafta sonu yine sizlerleyiz. Bu gün sizlere dini makalelerde Ashab-ı Bedir hakkında bilgi vereceğiz.

Ensâr’dan ve Hazrec kabîlesinin Nu‘mân oğullarındandır. Bedir ve Uhud Gazâlarıyla diğer bütün harblerde Resûl-i Ekrem Efendimizle (s.a.v.) birlikte hazır bulunmuştur. Birinci Akabe Bey‘at’inde bulunan altı zâttan biridir. Ensâr’dan Akabe’den önce ilk îmân edenlerdendir.

Birinci Akabe Bey‘atin’de bulunan diğer zâtlar şunlardır: Sa‘d bin Zürâre, Avf bin Hâris, Kutbe bin Âmir, Ukbe bin Âmir, Ubâde bin Sâmit (radıyallâhü anhüm).

Kendisinden rivâyet olunan bir hadîs-i şerîf:

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Bedir Gazvesi’nde ikindi namazını kılarken tebessüm buyurdular. Namaz tamam olunca Hz. Ubâde sordu:

“Yâ Resûlallah! Namaz içinde tebessüm buyurduğunuzu gördük.”

“Mîkâîl Aleyhisselâm, meleklerden bir toplulukla bana uğradı. Kanadı üzerinde toz vardı, düşmanın üzerine yürüyordu. Bana güldü, ben de ona tebessüm ettim” buyurdular. (Tarih-i Kebîr, Buhârî)

Yûnus sûresinin “Dünya ve âhiret hayatlarında da müjde onların” meâlindeki 64. âyet-i celîlesinde müjdeyi Resûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.v.) “Dünyadaki müjde kulun gördüğü (yahut ona gösterilen) sâlih rüyadır” diye tefsîr buyurduğunu rivâyet etmiştir.

NÜKTE: Fakir Kebap Yiyorsa!

Zühd, takva ve cömertlikle meşhur Abdullah bin Mübârek (rh.) bir gün çarşıda otururken bir fakir gelir.

Abdullah bin Mübârek (rh.) çıkarır, bir gümüş verir. Yanında bulunanlardan biri,

– Efendim! Bunlara merhamet edilmez. Aldıkları parayı kebaba, helvaya verirler! der. Bunun üzerine Abdullah bin Mübârek,

– Acaib! Ben bunları yalnız kuru ekmek ve bakla yerler zannederdim. Kebap, helva yediklerini bilmezdim!… diyerek fakiri çağırıp on tane gümüş daha verir.