Davud-i Tai Rahimehullah

3

 

Hergün yeni bir makale hergünbir dini bilgi sloganı ile javasız sohbet içerisindeki makalelerimizden yine yepyenisi sizlerle. Çok beğeneceğinizi düşündüğümüz bugünkü makalemize hemen başlıyorum..

Ebû Süleyman Dâvûd bin Nasr-ı Tâî hazretleri, evliyâullâhdan ve İslâm büyüklerinden âbid ve fakîh bir zât idi. İmâm-ı A‘zam Ebû Hanîfe hazretlerinin talebelerindendir.

Abbâsîler devrinde hicrî 185 senesinde vefât etti.

Dâvûd-i Tâî (rah.) bir dakikasını bile zayi etmeden gece ve gündüz ibâdete devâm etmiş, zarûri olmayanmeşguliyetlerden uzak durmuştur.

Kırk sene devamlı oruç tuttuğunu ev halkından gizlemiştir. Zira evinden çıkacağı zaman yemeğini yanına alıp yolda sadaka olarak verir, dükkânına da biraz geç vardığı için evinde yemiş olduğu zannolunurdu.

Bir gün İmâm-ı A‘zam hazretleri ona:

“Elhamdülillah, bunca zaman içinde âlet kabilinden olan ilimleri güzelce tahsîl edip esas maksada hazırlık yapmış oldun” buyurdular. Davud-i Tâî (rah.):

“Efendim, bunlardan başka en çok gayret edilecek ne var” deyince buyurdular ki:

“Dünyâ ve âhiretin saâdetine ulaştıran en mühim şey ilmimiz ile amel etmektir.”

Bu söz ona çok tesir edip tasavvuf yoluna girdi, Habîb-i Acemî hazretlerine intisâb edip mürîdi oldu.

Hikmetli sözlerinden:

“Gece ve gündüz, insanların ömür yolculuğunun merhaleleridir. İnsanlar merhale merhale yolculuğa devam ederler, nihâyet seferlerinin son merhalesine ulaşırlar. Her merhalenin azığını önceden hazırlamak gerektir. Zîrâ ecel ansızın gelir.”

“Her nefis dünyâdan susuz olarak gidecektir. Ancak Allâhü Teâlâ’yı zikreden kul bundan müstesnâdır.”

“Senin ayıplarını araştıran kötü insanlarla arkadaş olma.”

“Nice kimse vardır ki başına gelen bir hâle sevinir. Hâlbuki o hal onun helâkine sebep olur. Nice kimsenin başına gelen belâ onun din ve dünyasının düzelmesine, bazı isteklerinin eline geçmesine sebep olur. Öyle ise kula düşen vazife ancak takdîr-i ilâhîye râzî olmaktır.”