Diyarbakır’lı TrabzonSpor’lu

 

 

Fransa’dan, Lokeren-Trabzonspor maçını izlemek için Belçika’ya giden Trabzonsporlu Muhammet Kul, karşılaşmanın başlamasına dakikalar kala, kafasında Bordo-Mavi şapka, sırtına Trabzonspor bayrağı sarılı 20-22 yaşlarında esmer delikanlının yana-yakıla bilet aradığını görür.

Duyarlı Trabzonsporlu Muhammet, gencin çok uzaklardan geldiğini tahmin eder, yardımcı olmak için yanına yaklaşır:

“Hayırdır hemşerim?”

“ Finlandiya’dan geliyorum. Zor yetiştim. Galiba bilet bulamayacağım”

“ Nerelisin?”

“ Diyarbakırlıyım”

İkili arasında muhabbet birkaç dakika devam eder.

Diyarbakırlı kardeşin kısaca anlattığı yol hikayesi ve Trabzonsporluluğu karşısında etkilenen Çarşıbaşılı Muhammet’in kafasına sanki birileri naylon bir poşet geçirmişti. Duydukları karşısında şaşkına dönen Muhammet bir müddet nefes alamaz, boğulur gibi olur. Zira çok etkilenmiştir. Öyle ki renktaşının adını dahi sormak aklına gelmemiştir…

Muhammet, heyecandan adını sormayı unuttuğu kişi için neler yapabileceğini düşünmeye başlar. Onları birkaç metre uzakta izleyen, Fransa’dan birlikte gelen grup arkadaşlarından birine işaret parmağıyla “ buraya gel” anlamında işaret etti:

“ Bu çocuk Diyarbakırlı… Ta Finlandiya’dan buralara gelmiş. Başına gelmeyen de kalmamış. Yardımcı olmalıyız. Mutlaka bir bilet bulmalıyız”

Muhammet’i, hocası gibi dinleyen yol arkadaşı, hem dudaklarını ısırıyor, hem de “ doğru diyorsun” dercesine onaylıyordu Muhammet’in anlattıklarını.

Koyu ve de samimi muhabbeti dinleyenlerin sayısı her geçen dakika bu üçlünün etrafında halka oluşturmaya başladı.

Aradan bir ses yükselir:

“ Bende fazla bilet var uşaklar! Arkadaşıma almıştım fakat geç kaldı, galiba yetişemeyecek…”

Gruptan birinin ağzından “ Fazla bilet” müjdesini duyan Muhammet’e ve Diyarbakırlı kardeşe adeta milli piyangodan servet çıkmıştı!

Ve bilet Diyarbakırlı Trabzonsporluya verilir.

Genç Trabzonsporlu, Trabzonlu Trabzonsporlulara “ bilete kaç para vermesi gerektiğini?” sorar.

Bizimkiler ağız birliği etmişçesine, “ Nüfus kağıdına Trabzon yazmayıp Trabzonsporlu olan birinin böyle bir durumda parasının geçmeyeceğini, hele bu kişi Trabzonspor’u yalnız bırakmamak için ülkeler aşıp yollara düşüyorsa, o para hiç geçmez” cevabını verirler.

Hikâyeyi telefonda bana anlatan Muhammet’e tüm Trabzonsporlular adına teşekkür ettikten sonra “ neden adını sormadığını, telefon numarasını almadığını?” sorarken, hafif yollu sitem de etmedi değilim.

Teşekkürler Diyarbakırlı kardeşim.

Trabzonspor çok büyük olmuşsa; sizler sayesindedir. Trabzonspor koca bir çınar, kökü Trabzon’da, dalları dünyayı sarmışsa, o çınarın Finlandiya’daki bir dalı da sendin renktaşım…

O Trabzonspor, yani galibiyeti mağlubiyetinden fazla olan tek Türk takımı bu akşam Avni Aker’de oynayacak.

Trabzon’da ikamet eden kardeşim;

Ülkeleri, dağları-taşları aşıp Belçika’ya koşan Diyarbakırlı Trabzonsporlu renktaşına örnek olmalısın.

Bu akşam Avni Aker’de yazılacak olan anlı-şanlı destanda Trabzonspor’un sana çok ama çok ihtiyacı olacak. O destanın yazılmasına şahitlik yapmak istemez misin?

O halde hiç bekleme. Hayde Avni Aker’e.

Bir elinde Türk, diğer elinde Trabzonspor bayrağı olsun. Avazının çıktığı kadar bağır. Selam gönder dünyanın dört bir yanında ikamet eden Trabzonsporlulara. Trabzonspor’u çekemeyenler seni kıskansın. Öyle bir haykır ki sesin Boztepe’de yankılansın. Gurur duysun seninle, o forma için canını hiçe sayan futbol şehitleri ve dünyanın dört bir yanında ikamet eden milyonlarca Trabzonsporlu…