Dua

DUA

Yüce Rabbimiz, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e hitaben: “Kullarım sana beni soracak olurlarsa bilsinler ki ben, şüphesiz onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına karşılık veririm.” (Bakara, 2/186) buyurmuştur.

Efendimiz (s.a.s.) de: “Dua, ibadetin ta kendisidir.” (Ebû
Dâvûd, Vitir, 23), “Kime dua kapıları açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir.” (Tirmizî, Deavât, 101) sözleriyle duanın önemini vurgulamıştır.
Dua, kulun Allah’tan bir şey dilemesi, O’nu yardıma çağırması ve cânı gönülden anması demektir.

Dua, insanın Allah’ın yüceliği karşısında aczini itiraf etmesi, sevgi ve tazimle O’nun lütuf ve ihsanını istemesidir. Fani ve aciz olan insanın, sonsuz kudret sahibi Yüce Mevla ile kurduğu iletişimin adıdır dua.

O hâlde her şeyin sahibi ve her şeye gücü yeten Rabbimize duayı ihmal etmeyelim ve Efendimiz (s.a.s.)’in şu duasına hep birlikte âmin diyelim: “Allah’ım! Ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul
olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13)

İnsan Nedir?

İnsan, yaptıklarından çok yapmadıklarıyla insandır çoğu zaman. Hayata ve yaşamaya dair öğrendiklerimiz, yapacaklarımızdan çok yapmamamız gerekenleri içermeli bu yüzden. Konuşmaktan çok, susabilmeyi öğrenmeliyiz mesela. Uzun uzadıya, yıkıcı, kırıcı; çoğu zaman içi boş olan sözler, henüz sarf edilmeden
yutulmalı.

Boyuna uzun ve yalan tadı veren cümlelerden sıyrılmalı dilimiz. Sorgulamadan, sınırlamadan, ne dediğinden önce ne demek istendiğini sorarak başlanmalı sohbetlere…

Ayrılık tohumları eken,bölücü, parçalayıcı, dünyayı yaşanmaz hâle getiren tehlikeli fikirlerden arınmalı zihinlerimiz. Bir kaşık suda çıkardığımız tufanlardan önce, bizim içimizde kopmalı en derin fırtınalar. Birbirimiz üzerinde denediğimiz
güç gösterilerinden vazgeçmeli, zehirli tırnaklarla yüreklerde onulmaz yaralar açmadan…

Kavgaları bitirmek için inanmışlar olarak önce biz düşürmeliyiz üst
üste taktığımız samimiyetsiz maskeleri yüzümüzden ve önce bizim
vicdanımızın sesi susturabilmeli, haksızlığımızın üstünü örtmek için
attığımız tiz çığlıkları. (Sümeyye Özgen, İnsan Fragmanı)