Gelenbevi İsmail Efendi

 

Bir Fransız mühendis, Birinci Abdülhamîd Han devrinde, İstanbul’a gelmişti. Reîsü’l-küttâb (devrin hâriciye nâzırı) ile görüşürken: “Hazırladığım şu logaritma cedvelini Osmanlı Devleti’nin pâyitahtında anlayacak bir âliminiz var mıdır?” diye sorar.

Hâriciye veziri, Fransız mühendisi Gelenbevî İsmâil Efendi’nin evine gönderir. Mühendis, Gelenbevî’nin fakirliğini görerek: “Bu zât mı böyle ilmi bilecek!” der. Bununla birlikte cedveli üstâdın yanında bırakır ve belirledikleri günde cevâbını ister.

Tayin edilen vakit geldiğinde, Gelenbevî’nin Logaritma’ya dâir iki makâle üzere gâyet faydalı bir risâle te’lîf ettiğini görür. Fransız mühendis son derece hayret içinde kalır. Zira logaritma cedvelleri Avrupa’da henüz pek yakın bir vakitte yapılmaya başlamıştı. Hâriciye vezirine: “Eğer Gelenbevî bizim ülkemizde olsa kıymeti, ağırlığınca altın olurdu” der ve Gelenbevî’nin bir portresini almak için izin ister.

Gelenbevî İsmail Efendi’yi Hâriciye makamına getirirler. Elbiseleri eskice olduğundan ona vezîrin kıyafetlerinden ve kıymetli kürklerinden giydirirler. Mühendis, bu kıyâfetiyle resmini yaptıktan sonra İsmail Efendi resmine bakarak:

“Allâh’a hamdolsun ki kendimi kürk giymiş halde de gördüm” der. Bu hadise, 1787 senesinde olmuştur.

Din ve dünyâ ilimlerini dîne hizmet için öğrenen ve kâmil âlimlerden ilim alan kimselerin ufukları ve basiretleri çok geniş olur. Gelenbevî İsmail Efendi de böyle bir âlim idi. Asrının en büyük âlimlerinden ilim tahsîl etmiş, aklî ve naklî ilimlerde kemâle ermişti. Eserleri de ilimdeki dirâyetini göstermektedir.

Logaritma risâlesinden başka eserlerinden bazıları şunlardır: Devvânî’nin Akâid’e dâir Şerhu’l-Adudiyye’sine hacimli bir hâşiyesi, Ebu’l-feth’in Ahlâk’a dâir iki kitabına ve Tehzîb-i Mantık’ına hâşiyeleri, Molla Câmî’nin el-Fevâi-dü’z-Zıyâiyyesi’ne ta‘lîkât, Mantık’da Şerhu’l-Esîriyye, Mantık-ı sûrî’de el-Burhân, el-Amel bi-rub‘i’l-müceyyeb, Küsûrâtü’l-Hesâb ve Abdülhakîm Siyelkûtî’nin Akâid-i Nese-fiyye hâşiyesine Hâşiye.