Hamilton’un rüyası

 

Yarın 18 Mart Çanakkale’nin düşman işgalinden kurtuluşu. Ve bizde bu mübarek Cuma günü javasız sohbet vasıtasıyla dini bilgiler köşemizde Hamilton’un rüyasına değinmek istiyoruz.

Birinci Dünya Savaşı’nda en şiddetli çarpışmaların olduğu cephe Çanakkale cephesi idi. İtilaf devletlerinin ilk taarruzu Şubat 1915’te olmuştu. Osmanlı ordusu Çanakkale’yi öyle savundu ki müttefik orduları başkumandanı General Hamilton aylar sonra:

“İnsan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hiçbir ordu bu kadar uzun müddet ayakta kalamaz. Aylardan beri gece gündüz savaş gemilerimiz mevzilerini bombalıyor. Son derece hırpalanmış Türkleri, onları koruyan Allâh’ından ayırmak için başka ne yapılabilir!” demekten kendini alamamıştı.

İtilaf kuvvetleri Aralık 1915’te Çanakkale’den geri çekilmek ve boğazı terk etmek mecburiyetinde kaldılar.

Osmanlı ordusu, elinde gerekli cephane ve erzak olmamasına rağmen dünyanın en güçlü ordusuna ve en büyük donanmasına imanlı mukavemeti esnasında birçok hârikulâde hâdise meydana gelmiştir. Bunlardan birisini de Çanakkale’de müttefik kuvvetler başkumandanı Hamilton’un rüyasıdır.

Hamilton, Gelibolu Günlüğü isimli hatıralarında gördüğü bir rüyayı şöyle anlatmaktadır:

“2 Eylül 1915: Dün gece çok acayip ve korkunç bir rüya gördüm. İmroz Adası’nda (Gökçeada) çadırımın içinde küçük portatif karyolamda yatmaktaydım. Birdenbire kendimi buz gibi sulara gömülmüş buldum. Birisi beni denizin dibine doğru çekiyordu. Boğuluyordum! İki kuvvetli elin boğazımı sıktığını hissediyordum. Bu iki el beni hem boğuyor, hem de denizin derinliklerine sürüklüyordu. Nefesim kesiliyordu…

Dehşetli bir mücadeleyle kendimi bu iki elden kurtarmaya çalıştım. Bu o kadar sıkıntılı bir boğuşma idi ki, yatağımda güçlükle gözlerimi açtığım zaman, bütün vücudum zangır zangır titremekte idi. Baştan aşağıya kan ter içinde kalmıştım. Boğazımı sıkan iki kuvvetli eli görür gibi oldum. Çadırımın içinde sanki bir hayalet vardı. Fakat yüzü karanlıkta seçilemiyordu. Bu hayal yavaş yavaş silinip gözden kayboldu. Boğazım ferahladı. Rahat nefes almaya başladım.

Çadıra bir düşman mı girmişti?.. Ömrümde bu kadar korkunç bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum. Uyandıktan sonra saatlerce bu rüyanın dehşeti içinde kaldım.” (Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi)