Huzeyfe Bin Yeman

 

Huzeyfe (r.a.), “Yemân” lakabıyla bilinen Hisl bin Câbir’in (r.a.) oğludur. Her ikisi de Sahâbe’nin büyüklerindendir.

Huzeyfe bin Yemân Hazretleri, Resûlullâh’ın (s.a.v.) mahrem-i esrarı (sırdaşı) olup münâfıkları ve ileride olacak fitnelerin tafsîlâtını en ziyâde bilen zât idi. “Kıyâmet gününe kadar olmuş ve olacak şeyleri Resûlullah (s.a.v.) bana söyledi.” buyurmuştur. Hazret-i Ömer (r.a.) Medine’de bir cenaze olsa Huzeyfe’yi (r.a.) gözetler ve onu cemâat arasında görmezse ölenin münâfık olmasından şüphe ederek namazını kıldırmazdı.

Resûlullâh’a (s.a.v.): “Yâ Resûlallah, bir halîfe tayin buyursanız.” denilince: “Eğer ben bir halîfe tayin etsem, siz de ona itaat etmezseniz azaba uğrarsınız. Lâkin size Huzeyfe ne söylerse sözüne inanınız, Abdullah bin Mesûd da Kur’ân’ı nasıl okutursa öylece okuyunuz” buyurmuşlardır. (Sünen-i Tirmizî)

Huzeyfe (r.a.), Nihâvend Harbi’nde kumandan Nu‘mân bin Mukarrin’in şehîd olması üzerine sancağı aldı, Hemedan, Rey ve Dînever onun kumandasında fethedildi. Hazret-i Ömer’in (r.a.) halîfeliği zamânında -Selmân-ı Fârisî’den (r.a.) sonra- ömrünün nihâyetine kadar Medâ-yin Valiliği yaptı. (Kısas-ı Enbiya)

Bir adam, Hazret-i Huzeyfe’ye: “En şiddetli fitne hangisidir?” diye sordu, “Hayır ve şer ile karşılaşıp da hangisini işleyeceğini bilememendir” buyurdular.

Huzeyfe Hazretleri vefât etmeden önceki hastalığında çok inleyip ağladı. “Neye ağlıyorsunuz?” dediler.

“Dünyâdan ayrıldığıma üzülmüyorum. Bilakis ölüm bana daha sevimlidir. Lâkin Allâhü Teâlâ’nın huzuruna, rızâsını kazanarak mı yoksa gazabına müstehak olarak mı çıkacağımı bilmediğime ağlıyorum” dedi.

Vefâtı esnâsında: “İşte bu dünyadaki son ânımdır. Allâh’ım sen bilirsin ki ben seni severim. Sana kavuşmamı bana mübârek kıl” dedi ve ruhunu teslim etti. (Radıyallâhü Anh) (Üsdü’l-Gâbe)