İhyaü ulumid-din kitabı

 

Bu mübarek cuma sabahından tüm javasız sohbet kullanıcılarına günaydın dileklerimizle makalemize başlıyoruz..

Şeyh Ebulhasen bin Harzem, İmâm Gazâlî’nin İhyâu Ulûmiddîn kitabını okuduğunda “Bu sünnete muhâliftir” deyip Mağrib beldelerinde ne kadar İhyâ kitabı nüshası varsa hepsini yakılmak üzere toplatır.

Bu sırada Şeyh Ebulhasen rüyasında Resûl-i Ekrem Efendimiz’i (s.a.v.), Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ömer’le birlikte görür. İmâm Gazâlî, elinde İhyâ kitâbı ile huzurda:

“Yâ Resûlallâh, işte şu zattan davâcıyım, kitabıma bakınız. Şu zâtın zannettiği gibi sünnetinize muhâlif ise ben Allâh’a tevbe ediyorum. Eğer beğenirseniz sizin sünnetinize uymamın bereketiyle hasmımdan hakkımı alınız” der.

Peygamberimiz (s.a.v.) İhyâ kitabına sayfa sayfa başından sonuna kadar baktıktan sonra: “Vallâhi bu pek güzel bir şeydir” buyurur. Sonra kitabı Hazret-i Ebûbekr-i Sıddîk’a ve Hazret-i Ömer’e verir. Onlar da tedkîk edip beğenirler.

Bunun üzerine Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Şeyh Ebulhasen’in seksen sopa ile cezalandırılmasını emreder. Beş sopa vurulunca Hazret-i Ebûbekir şefâatçi olup:

“Yâ Resûlallâh, belki şu zât bunu senin sünnetine muhâlif olduğunu zannetmiş, zannında hata etmiştir” der. İmâm Gazâlî, Hazret-i Ebûbekr’in şefâatini kabûl edip râzı olur.

Şeyh Ebulhasen uyandığında sopanın izlerini sırtında bulur ve olanları bütün herkese bildiririr. Vurulan sopaların tesiri ve acısı bir ay geçmez, hasta yatar. Bu sırada hatasının affı için Allâhü Teâlâ’ya duâ edip Peygamberimiz’in (s.a.v.) şefâatini ister. Bir ay sonunda yine Peygamberimiz’i (s.a.v.) rüyâsında görür, mübârek elleriyle sırtını meshedince iyileşip eski sıhhatine kavuşur. Bundan sonra İhyâ kitabını insaf gözüyle tekrar okuduğunda mahzurlu hiçbir şey olmadığını anlar ve İhyâ’nın tamâmen kitap ve sünnete muvâfık olduğunu görür. (İmâm Suyûtî, Teşyîdü’l-erkân)

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.