İlim amel etmek içindir

 

Bu mübarek cuma gününden herkese Esselamu Aleyküm. Javasız sohbet bu gün yine sizlerle olmanın mutluluğu içerisinde..

İlim ancak amel etmek için öğrenilirse faydalı olur. İlmi tahsîl eden, onunla amel etmezse kıyâmet gününde Allâhü Teâlâ’nın huzurunda aleyhine delîl olur.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

“İnsanların kıyâmet gününde azâbı en şiddetli olanı Allâhü Teâlâ’nın ilmiyle menfaatlendirmediği âlimdir.”

“Câhile bir defa yazık, âlime iki defa.” Zira bilmemek mazeret olabilir. Ammâ âlimin fesâdı, câhillerin de fesadına sebep olur. Nitekim meşhur fetva kitabı Tatarhâniyye’de Hazret-i Ömer’in (r.a.): Âlimin ayağı kaydığında onunla birlikte bütün âlemin ayağı kayar.” buyurduğunu yazmıştır.

Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerini vefâtından sonra rüyâda gördüler.

“Ey Ebu’l-Kâsım, neyin faydasını gördün” dediler.

“Bütün ibâreler yani zâhirî ilimler kayboldu: İşâretler yani bâtınî ilimler de gömüldü. Sadece gecenin ortasında kıldığımız iki rek‘at namazın faydasını gördük” buyurdu.

İmâm Gazâlî der ki:

“Ey oğul, sadece zâhirî ilimlerle meşgûl olup kıyâmet gününde amelce iflâs edenlerden olma. Bâtınî ilimlerden (tasavvuftan) nasipsiz de kalma. Yani zâhirî ve bâtınî ilimleri, şerîat ve hakîkati birleştir. İyi bil ki insanı helâk olmaktan ancak işlediği amelleri kurtarabilir. Bir adamın bir sahrada on tane iyi kılıcı ve sâir silahları olsa, adam da gâyet cesur ve bahadır olsa, sonra üzerine korkunç bir aslan hücûm etse, hiç o silahları kullanmadan bu tehlikeden kurtulabilir mi? İşte ilim de böyledir, onu kullanmazsan yani amel etmezsen bir işine yaramaz. Bir adam ilimden yüz bin mesele öğrenmiş olsa, bunca ilimden sadece amel ettiğinden fayda görecektir.” (Hâdimî, Eyyühe’l-veled şerhi)