İmandan sonra en büyük ibadet ‘namaz’

3

 

Merhaba javasız sohbet kullanıcıları.. Bu gün sizlere namazın dinimizdeki önemini anlatacağız.

Her akıllı, bâliğ (ergen) olan kimse, ehl-i sünnet itikâdı üzere îmânın şartlarını bilip îmân ettikten sonra beş vakit namazı Peygamberimizden (s.a.v.) bildirildiği üzere kılmalıdır. Beş vakit namazı, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) hicretten evvel Mekke-i Mükerreme’de isrâ ve mi’râc ettikleri gecenin ertesi Ashâbına tebliğ buyurdular.

Namaz Kur’ân-ı Kerîm’de nice yerde “Salât” kelimesi ile emredilmiştir. Beş vakit edâ ettiğimiz namazın malum rükünler ve hususî fiilleri; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) beyânları ve bizzât işlemeleri ile bilinmiştir.

Namaz, bütün farz amellerin aslı, dînin direği ve bütün ibâdetleri içine alan bir farzdır. Şöyle ki;

– Namazda tahâret ve setr-i avret şart olduğundan insâniyet ve mele-i a‘lâya (mukarreb meleklere) yakınlık vardır.

– Namazda örtünmek için giyilen elbiseye malı harcamak îcâb ettiğinden mâlî ibâdet olan zekât vardır.

– Ka’beye dönmek îcâb ettiğinden hac vardır.

– İbâdetten başka hiçbir fiil işlenmediğinden, i’tikâf vardır.

– Niyet şart olduğundan ihlâs vardır.

– İftitâh tekbiri; (Allâhü Ekber) ile yemek, içmek gibi mübahlar terk edildiğinden oruç vardır.

– Âdâbı üzere kıyam rükû ve secde etmek ve dâimâ huşûlu olmak itibariyle bütün bedenî ibâdetler vardır.

– Şeytanın vesveselerini uzaklaştırmaya çalışmak itibarıyla cihâd vardır.

– Cenâb-ı Hakk’a münâcât itibârıyla ibadetlerin gâyesi olan ma’rifet vardır.

– Bedenî ibadetlerin en üstünü olan Kur’ân-ı Kerîm okumak vardır.

– Îmânın aslı olan kelime-i şehadetin okunması vardır.

Her rükünden bir diğerine intikal ederken alınan tekbir ile Allâhü Teâlâ’nın hakkının yapılan ibâdetle ödenemeyeceği itirâf edilmiş olur. Bunda meleklere ve onların “mâ-abednâke hakka ibâdetike” (Sana hakkı ile ibâdet edemedik) sözlerine benzerlik vardır. (Ş. Dürri Yekta)