Kahve

 

Javasız sohbet bu gün sizlere kahvenin tarihini anlatacak.

Kahve’nin asıl vatanı Afrika olup günümüzde tropikal ülkelerde de yetiştirilmektedir. Kışın yapraklarını dökmeyen küçük boylu bir ağaç olup çiçekleri beyaz, meyveleri 1-2 tohumlu ve kırmızı renklidir.

Kahve, ilk olarak Habeşistan’da 3. asırda yetiştirilmeye ve içilmeye başlanmıştır. On sekizinci asırda Mekke’ye hacca giden Habeşistanlılar, kahveyi Arabistan’a ve bütün İslâm âlemine tanıtmışlardır. Böylece Müslümanlar tarafından bilinen ve içilen kahve, Osmanlılar zamanında önce Venedik, İngiltere ve Fransa’ya daha sonra da, bütün batı devletlerine tanıtılmıştır. Kahve, en çok Habeşistan, Orta Afrika, Brezilya, Meksika, Hindistan, Arabistan, Endonezya ve Vietnam’da yetiştirilir.

Kahve, dimağ (zihin) faaliyetini çoğaltır, hafızayı kuvvetlendirir ve çalışmayı kolaylaştırır. Kahve, mide ve bağırsaktaki hazmı kolaylaştırır. Bu sebeple yemeklerden sonra içilmesi tavsiye edilmiştir.

Bir fincan kahve susuzluğu giderir, yorgunluğu alır. Soğuk havalarda vücudu ısıtır, soğuğa karşı mukavemeti arttırır.

Her şeyin fazlası zararlı olduğu gibi, kahvenin de lüzumundan fazla ve sık içilmesi zararlıdır: İnsanda uykusuzluk, çarpıntı, aşırı derecede asabilik meydana getirebilir.

Uyumak isteyenler, yatacağına yakın kahve içmemelidir. Kahvenin sebep olduğu uykusuzluk, bilhassa yaşlı kimselerde çok aşikârdır. Onun için sinirli olan, kalbi çabuk ve kolay müteessir olup çok hareket eden, damarları sertleşmiş ve tansiyonu yükselmiş olan kimseler, çok ve sık kahve içmemelidir.