Kulun vazifesi Allah’a ibadettir

3

 

Tarîkat-ı Muhammediye kitabında “İbâdetlerde Şeytan’ın hileleri” bahsinin sonunda şöyle geçmektedir:

Şeytan bir kula gelip der ki: Eğer sen (levh-i mahfûzda) saîdler (yani cennetlikler)den yazılmış isen işlediğin ameli terketmen zarar vermez. Eğer şakî (yani cehennemlik)lerden isen amel için yaptığın gayretler sana fayda vermez, o hâlde amel etme!” Kul şöyle cevap verir:

“Ben bir kulum. Kulun vazifesi ancak efendisinin emrine uymaktır.

Eğer ben şakîlerden isem amel işlemeye daha muhtâcım. Hiç değilse huzuruna vardığımda Allâhü Teâlâ ibâdeti terk ettiğim için beni azarlamaz; ben de nefsimi bundan dolayı kötülemem. İbâdet etmeme rağmen cehenneme girmem, Allâh’a isyân ederek girmekten daha sevimlidir.

Muhakkak Allâhü Teâlâ vaadinden dönmez. İbâdet edersek sevap vereceğini bize vaad etmiştir. Kim Allâhü Teâlâya iman ve amel ile kavuşursa elbette cehenneme girmez.

Allâh azze ve celle müsebbibülesbâb (bütün sebepleri yaratan)dır. Her şeyi sebeplere bağlamıştır. Meselâ yağmuru bitkilerin hayatı için sebep kılmıştır. Böylece amelleri de cennete girmeye vesîle kılmıştır.”

Bir evliyâ, ziyâretine gittiği diğer bir evliyâya:

“Ben seni levh-i mahfuzda şakî (cehennemlik) olarak gördüm” dedi. O zât:

“Ben kırk senedir kendimi öyle görüyorum. Lâkin biz ibâdet için yaratıldık. Vazifemiz sadece Allâhü Teâlâ’ya ibâdet etmektir” dedi. (Hâdimî, Eyyühe’l-Veled şerhi)