Musafaha ve tebessüm günahları döker

 

Ebû Dâvud (r.a.) anlatıyor: Berâ bin Âzib (radıyallâhü anh) ile karşılaştım. Elimden tutup benimle musafaha yaptı ve bana tebessüm etti. Sonra da:

“Senin elini niçin tuttum, biliyor musun?” dedi.

“Hayır, bilmiyorum. Fakat bu yaptığında bir hayır olduğunu düşünüyorum.” dedim. Dedi ki:

Bir gün Peygamber Efendimizle (s.a.v.) karşılaştım. Benim sana yaptığım gibi musafaha yapıp tebessüm etti. Sonra da “Niçin böyle yaptım biliyor musun?” diye sordu. Ben “Bilmiyorum” deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

“İki Müslüman birbiriyle karşılaşıp, sadece Allâhü Teâlâ’nın rızası için musâfaha yaptıkları ve birbirine tebessüm ettikleri zaman günahları bağışlanmış olarak birbirinden ayrılırlar.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Çanakkale’den Bir Hatıra: ALLÂH’A ISMARLADIK!

Çanakkale şehitlerinden Mülâzım (Teğmen) İbrahim Naci Efendi cephe hatıralarını saat saat kaydetmişti. Hep şehid olmayı beklemiş, defterinin kapağına:

“Bu defter kimin eline geçerse bir şehit hürmetine yukarıdaki adrese göndersin…” cümlesini yazmıştı.

Ona şehitlik 29. günde, Kerevizdere’de nasib oldu. İşte o güne ayrılan sayfa:

Saat 7.00
Geceden beri düşman taarruz ediyor.
Şimdi gidiyoruz, Allah hayreylesin…
Saat 11.00 Muharebeye girdik.
Milyonlarca top ve tüfek patlıyor…
Şimdi birinci onbaşım yaralandı.
Allâh’a ısmarladık. 11.15…
İ. Naci (Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi)