Nabi’nin Bir Hatırası

Sair Nabi’nin merhum Sultan ücüncü Ahmet’e bir hatirasi söyledir.

Ücüncü Ahmet Han henüz 14 yasinda idiler. Bir gün karaagac bahcesinde merhum Sultan dördüncü Mehmet Hanin huzurundan disari cikip bahce tarafindan disari dogru gidiyordum. Meger o an sehzade Ahmet Han cicek bahcesindeymis. Merhum Bozoklu Mustafa Pasa silahtar aga idi. Sehzade onun ellerine yapisip yanlarinda bulunan dört bes kücük zenci muhasipcikleriyle cicek bahcesinde gezinirken beni uzaktan görüp gel efendi diye davet etti. Yanina varip oturdum. Ciceklerin bulundugu yerlerden bir zerrin koparip ellerimle sarigima yerlestirdiler.

Söyle latife ettim;

Efendim.. bu cicegin ismi gerci zerrindir. Ama zerrin altin demektir. Sehzadelerin ihsan edecegi öbür zerrindir dedim. Insallah onuda veririm diye vaad ettiler.

Silahdar Mustafa Pasa dediki; Efendi Allah ömür versin. Bu efendimizden görülen kerametler ve garip haller hesapsizdir. Hatta bu kadar insan gecerken birisi ile alakadar olmayip bu iltifati bilhassa size yapmasi degerini bilmeleri dahi Allah indinden tam bir keramet oldugu aciktir. İsallah bu efendimizin büyük lütfuna kavusursunuz diye müjdelediler.

Sultan ücüncü Ahmet tahta gectiginde sözünü unutmamis Nabi’ye kese icinde sahsi hazinesinden yüklüce miktar altin göndermistir.

Yine Nabi padisahin fermaniyla ferahla Mekkeyi Mükerreme ve Medinei Münevvereyi ziyaret etmis ve bunun sultan iltifatinin neticesi oldugunu ifade etmiştir.