Ne kadar çok arzu ediyorum

Ne kadar çok arzu ediyorum

Ne kadar çok arzu ediyorum

 

Ne kadar çok arzu ediyorum isimli dini makalemiz ile bu günde sizlerle olmanın mutluluğu içerisindeyiz. Her gün olduğu gibi bu günkü dini makalemizde muhteşem bir konu üzerinedir. Zevkle okuyacağınız makalemize yalnızca javasız sohbet ile ulaşabilceksiniz.

Ne kadar çok arzu ediyorum bir gün Resûlullâh (s.a.v.) kabristana geldiler ve “es-Selâmü aleyküm dâre kavmin mü’minîn ve innâ inşâallâhü biküm lâhikûn” (Selâmün aleyküm, ey mü’minler diyarı! İnşallah biz de size katılacağız) diye selâm verdi ve:

“Din kardeşlerimizi dünya gözüyle görmeyi ne kadar çok arzu ediyorum” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm:

“Biz senin din kardeşlerin değil miyiz, yâ Resûlallah?” dediler. Resûlullâh (s.a.v.):

“Sizler benim Ashâbımsınız. Kardeşlerimiz ise henüz (dünyâya) gelmeyenlerdir.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm:

“(Kıyamet gününde) ümmetinizden henüz (dünyaya) gelmeyenleri nasıl tanıyacaksınız ey Allâh’ın resûlü?” dediler. Resûlullâh (s.a.v.):

“Ne dersiniz, bir adamın yağız ve doru at sürüsü içinde sakar (alnında beyazlık) ve sekili (ayaklarında beyazlık olan) bir takım safkan atları olsa, o adam atlarını tanımaz mı?” buyurdu. Ashâb-ı Kirâm: “Elbette tanır, yâ Resûlallah!” dediler. Resûlullâh (s.a.v.):

“İşte onlar da abdestten dolayı abdest âzâları beyaz, nurlu oldukları halde gelecekler. Ben onlardan önce havuzumun başına varacağım.

Dikkat edin, birtakım adamlar benim havuzumun başından sahipsiz develerin kovulduğu gibi kovulacaklar. Ben onlara: ‘Gelin’ diye sesleneceğim. Bunun üzerine bana, “Onlar senden sonra sünneti terk edip (dinde) bid’atler çıkardılar” denilecek. Ben de “(Öyleyse) uzak olsunlar! Uzak olsunlar’ diyeceğim.” buyurdular. (S. Müslim)

Kâdî lyâz merhûm demiştir ki:

Peygamber Efendimizi (sallallâhü aleyhi ve sellem), ömründe bir defa görerek sahâbilik şerefine nâil olanlar o devirden sonra gelenlerin hepsinden üstündürler. Zira sahâbilik faziletine denk olacak hiç bir amel yoktur. Bu Allâh’ın bir fazlı ve keremidir. Onu ancak dilediklerine ihsan eder.” Nitekim Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki:

“Sizden biriniz Uhud Dağı kadar altın infâk etse; Allah yolunda harcasa, Ashâbımdan birinin verdiği bir avuç, hatta yarısı kadar olan sadakasına yetişemez.”