Peygamberimizin veda hutbesinden

 

Merhaba sevgili javasız sohbet ailesi.. Bu gün mobil sohbet olarak yine bir dini makale ile sizlerleyiz.. Lafı uzatmadan makalemi yazmaya başlıyorum.

“Ey İnsanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha buluşamayacağım.

Ey İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübârek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da böyle mukaddestir; her türlü taarruzdan korunmuştur.

Ashâbım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız. Ve bu günkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız!

Sakın benden sonra eski dalâletlere dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhâfaza etmiş bulunur.

Ashâbım! Kimin yanında bir emânet varsa onu sâhibine versin!..

Ey İnsanlar! Kadınların haklarına riâyet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz, kadınları Allâh’ın emâneti olarak aldınız. Ve onların nâmuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır…”

Ey Müminler! Size bir emânet bırakıyorum ki, siz ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emânet, Allâh’ın kitabı Kur’ân-ı Kerîm (ve Resûlü’nün sünneti)dir.

Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Din kardeşinize âit olan herhangi bir hakka tecâvüz -gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olması müstesnâ- helâl değildir.

Ey İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz!” diye sordu. Ashâb-ı Kirâm: “Allâh’ın risâletini tebliğ ettin; risâlet vazîfeni îfâ ettin, bize vasiyet ve nasîhatte bulundun! diye şehâdet ederiz” dediler.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) mübârek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırıp sonra da cemâat üzerine çevirip indirerek üç kere: “Şâhid ol yâ Rab! Şâhid ol yâ Rab! Şâhid ol yâ Rab” buyurdu.

Ey İnsanlar! Cenâb-ı Hakk’a hamd ve senâ, tekbir ve tehlilden sonra derim ki: Sizi, Allâh’ın kitabına bağlayan Peygamberinizin sözlerini iyi dinleyiniz ve ona itâat ediniz!” (Tecrîd-i Sarîh Terc.)