Şah-ı Nakşibendi Hazretleri

 

Hâce Muhammed Bahâüddin Şâh-ı Nakşibend Hazretleri Silsile-i Sâdât’ın on beşinci halkasıdır.

Şâh-ı Nakşibend Hazretleri Buhârâ yakınlarında bulunan Kasr-ı Hinduvân köyünde doğmuştur. Henüz doğmadan Hâce Muhammed Baba Semâsî (k.s.) Hazretleri onun doğduğu yerden geçerken:

“Bu yerden büyük bir zâtın kokusu geliyor. Pek yakında Kasr-ı Hinduvân, Kasr-ı Ârifân olur.” buyurmuştur.

Bir gün yine oradan geçerken:

“Şimdi o güzel koku daha çok geliyor. Zannederim o zât dünyaya gelmiştir.” buyurdu. Bu sözleri söylediğinde Şâh-ı Nakşibend Hazretleri doğalı üç gün olmuştu. Dedesi onu Muhammed Baba Semâsî’ye (k.s.) getirince “Bu bizim oğlumuzdur. Bunu kabul ettik.” buyurup talebelerine de:

“Kokusunu aldığım işte bu çocuktur. Zamanının rehberi olacaktır.” buyurmuş ve Halîfesi Seyyid Emîr Kilâl Hazretlerine:

“Bu çocuğun iyi yetiştirilmesinde kusur etme, eğer bir kusurun olursa senden râzı olmam!” diye tenbih etmiştir.

Seyyid Emir Kilâl Hazretleri bütün mürîdlerinin huzûrunda Bahâüddin Şâh-ı Nakşibend’e teveccüh edip şöyle buyurmuşlar:

“Evlâdım Bahâüddîn! Üstazım Hâce Muhammed Baba Semâsî Hazretleri’nin sizin hakkınızdaki emirlerini yerine getirdim. Bana: ‘Seni nasıl terbiye ettim ise, sen de oğlum Bahâüddîn’i öyle terbiye et. Bu hususta asla kusur etme.’ buyurmuşlardı. Ben de aynı buyurduğu gibi yaptım.” Mübârek sadrını işaret edip demişler ki: “Senin için memelerimi kuruttum… Şimdi sana beldeleri dolaşman için icâzet veriyorum.” (Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiyye, Fazilet Neşriyat)