Sahabe-i Kiram’da Allah korkusu

3

 

Aşere-i mübeşşereden Abdurrahmân bin Avf radıyallâhü anh hazretlerine oruçlu olduğu bir gün iftâr etmesi için yemek getirdiler. Dedi ki:

Mus‘ab bin Umeyr (r.a.) Uhud gazâsında şehîd düştüğünde -ki o benden hayırlı idi- kefeni küçük bir hırkadan ibâret idi. Öyle ki, onunla başını örtsek ayakları açıkta kalıyor, ayaklarını örtsek başı açıkta kalıyordu.

Hamza (r.a.) şehîd düştüğünde -ki o benden hayırlı idi- yine böyle oldu. Sonra dünya bize gördüğünüz gibi olabildiğince açıldı. Biz yaptığımız hayırlı hizmetlerin mükâfatının peşin olarak dünyâda iken verilmesinden korkuyoruz.”

Sonra ağlamaya başladı, yemeğini de yemedi.

BİR KARIŞI GASBEDENİN BOYNUNA YEDİ KAT YER GEÇİRİLİR

Ervâ binti Üveys adlı bir kadın Medine valisi Mervan bin Hakem’e geldi. Aşere-i mübeşşereden Saîd bin Zeyd radıyallâhü anh hazretlerinden

“O benim hakkımı aldı; toprağımdan bir kısmına zorla el koydu” diye Hire toprağında bir arazisi için davacı oldu. Hz. Saîd:

“Ben Resûlullâh Efendimiz’in (s.a.v.), ‘Kim bir karış toprağı zulüm ile sahiplenirse kıyâmet gününde yedi kat yeriyle birlikte boyununa geçirilir’ buyurduğunu işittiğim hâlde nasıl öyle bir şey yapabilirim.” dedi.

Sonra araziyi ona bıraktı ve:

“Allah’ım, eğer yalancı ise onun gözlerini kör et, arsadaki kuyuyu da ona kabir yap” diye duâ etti.

Bir sel gelip arazinin hudut alâmetini ortaya çıkardı ve Allah, Ervâ’nın gözlerini kör etti. Ervâ “Bana Saîd bin Zeyd’in bedduâsı isabet etti” derdi. Bir gün duvara tutunarak yürürken arazisindeki kuyuya düşüp öldü. (S. Müslim)