Sahurda bereket vardır

Javasız sohbet

Javasız sohbet

 

Bu makalemiz sahurda bereket vardır ismindedir. Çünkü sizlere bu gün javasız sohbet içerisinde sahur yemeği yenilmesinin neden gerekli olduğunu anlatacağız.

Sahur, seher vaktinde yenilen yemeğin adıdır. Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular ki:

Sahur yemek berekettir. Sizden biriniz bir avuç su ile de olsa sahuru terketmesin. Muhakkak sahur yapanlara Allâhü Teâlâ rahmet, melekler de istiğfâr eder.” (Müsned-i Ahmed) “Gündüz uykusuyla gece namazına, sahurla da oruca yardım temin ediniz.” (Taberânî)

Keşfü’l-Gumme kitâbında şöyle geçer: Dört şey oruç tutana kuvvet verir ve orucu kolaylaştırır: Su ile iftâr etmek, sahuru terketmemek, kaylûleyi terketmemek ve güzel koku koklamaktır.”

Mü’min bir kul Ramazân-ı Şerîf’te sahura kalktığında abdest alıp iki rekat namaz kılarsa, Allâhü Teâlâ onun arkasına yedi saf melek gönderir, namazı tamam olup duâ ettiğinde ona âmîn derler. Allâhü Teâlâ o melekler adedince o kimseye sevap yazar, cennette derecesini yükseltir, günahlarını siler. Sonra kıyâmet gününe kadar o kimse için duâ ve istiğfâr ederler.

Enes bin Mâlik (r.a.) rivâyet ediyor: Zeyd bin Sâbit (radıyallâhü anh) dedi ki: Peygamber Efendimizle (s.a.v.) sahur yaptık. Sonra namaza durdu. Ben, Zeyd’e sordum: “Ezân ile sahur arasında ne kadar vakit vardı?” Zeyd Hazretleri: “Elli âyet okuyacak kadar” buyurdu (Sahîh-i Buhârî). (Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih tercümesinde elli âyet okunacak vakit 18 dakika olarak yazılmıştır. (C. 6/268-269) Bundan temkine riâyetin ehemmiyeti sabit olur.

Bir hadis-i şerifte sahur

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîflerde buyurdular: “Üç kimse vardır ki helâlinden olduğu müddetçe yediklerinden inşâallâh hesâba çekilmezler: Oruçlunun iftarda yediği, sahur yapanın ve murâbıtın (Allah yolunda nöbet tutan) yediği.” (Bezzâr) “İnsanlar üç yemekten: Sahur yemeği, iftârda yediği ve din kardeşleriyle yediği yemekten hesaba çekilmez.” (M. Firdevs) Bazıları buna dördüncü olarak müsâfirden artan yemeği ilâve etmişlerdir. Selef-i sâlihînden bir zât, müsâfir geldiğinde ona bir aylık yiyeceği kadar yiyecek takdîm ederdi. Kendisine bunun sebebini sordular; “Müsâfirden kalan yemeğe hesap sorulmayacağından böyle yaparım” dedi. (Fezâil-i Ş. Ramazan, Allâme Üchûrî)