Sanalda bir sen bir de ben

 

Şimdi sizlere öyle bir makale ile geliyoruz ki okudukça okuyasınız gelecek ve bir roman nihayetinde sizi kendinizden alacak.. İddaa ediyoruz ki tüm sitelerin en iyi ve en güzel makalesi budur. Javasız sohbet olarak harika bir makale ile sizinleyiz.
Güzel olan zamanlardı.. Uzun yıllar öncesine ait zamanlar. Aslında insandan insana değişebiliyor bu.Zevkler ve renkler tabiki klasik meselelerden ama önemli olan herşeyden önce kişinin kendisidir demek istiyorum.Ve ekliyorum..
Ama eklemeden önce paylaşmak istediğim bazı şeyler var. Misalen özgürlüğe hasret ruhlarımızda asırlardır birikmekte olan tutku dolu isteklerimiz. İçimizdeki şeytan ya da öteki taraflarımız. İşte tam olarak burada bu başlıklardan söz açılınca değişir işin rengi. İnsanın kendisi insanların içinde tam olarak özgür değildir en nihayetinde. Bu yüzden gizler karanlık taraflarını.
Dengeli ve iyi bir hanımefendi olur. Ya da kibar bir beyefendi. İşin güzel tarafı  bu karanlık yönlerimizi öyle güzel gizleriz ki en yakınımızdaki insanın bile farkına varması uzun yıllar alabilir.
Çoğu zaman gördüğümüz mutsuz insanların mutsuzluğunun nedeni tam olarak budur aslında. Olanlardan aldıkları heyecan ve tatmin düzeyi yetersizdir. Gün geçtikçe düşer insanın enerjisi. Yaşanılan güzellikler bile zamanı gelince rutinler kadar sıkıcı gelmeye başlar. Tam olarak böyle zamanlarda şeytan karanlık tarafımıza her zamankinden daha fazla içtenlik göstererek yanına çekmeye çalışır bizi. Asıl mesele azazil değil tabi ki. O sadece basit bir örnek en nihayetinde. Ve onun davetleri ile daha doğrusu karanlık taraflarımız ile aramızdaki tek engel kafamızın içerisinde yer alan ve her durumda kendimize göre uyarlayabildiğimiz sözde “ahlak”ımızdır.

Ya da öyle görünmemize neden olan insanlar. Misalen ailemiz onlardan gördüğümüz itibar ya da onlar vasıtası ile
gördüğümüz itibar. Ya da sevdiğimiz bir dostumuzun kalbinde bize ayrılmış bulunan ve farkında olduğumuz sevgi. Belki sevgilimiz. Belki sadece masumiyetimiz. Buna net bir tanım getirmek zor. Ama istekler haddini ve boyutunu aşmaya başladığı ilk anda direncimiz ile doğru orantılı olarak yıkmaya başlar ahlak duvarlarımızı. Her insanın içinde vardır en nihayetide kötülük ve iyilik. Sadece cesaret ister ve doğru zamanda doğru yerde olmak gerekir bir profesyönel olmak için.
Yerini ve zamanını bilen , dilediği gibi çıkarabilir iyiliğin ve kötülüğün tadını. Tabi bu da her insana uygun bir durum değildir. Tam olarak bu anda o isteklerin dizginlerden kurtulduğu anda insan kendisinden daha ileri gider. Aşar kendisini ve düşüncelerini sadece bunun için odaklar. ”Bir çözümü olmalı” diye fısıldar kendi kendine. Sadece onu bulabilmek kalmıştır.
Güdüleri açlık gibi en keskininden diş ağrısı gibi tırmalamaya başlar beynini. Sonuç itibari ile yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlar. Yine direnci ile doğru orantılı olarak teslim olur karanlık yönlerine. Aşırı uçlarda gezinenler için ve yeteri kadar bilinç donanımı olmayanlar için tehlikeli bir durumdur bu. Heyecan yaşama planları düşünüldüğünden daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Ve burada otokontrol devreye girmeye başlar. İnsan yavaşça frenler kendisini. Ama hala çözülmesi gereken bir sorun vardır. Dozu daha az olsa bile yaşanılmak zorundadır yeni bir heyecan. Sınırlardan kurtulmakla işe başlanımlası gerektiği gelir hemen akla. Ya da farklı bir dünya bulmak gerekir bu istekleri tam anlamı ile yaşayabilmek için. Sanıyorum en şanslı olduğumuz konulardan bir tanesi bu.
Oturup düşünmeye devam ediyoruz. Kurallar basit. İnsanların yaşadığı ama istediğimiz gibi tanınabileceğimiz istediğimiz her şeyi yapabilme özgürlüğünü bize tanıyan ve aynı zamanda kurtulması son derece kolay yeni bir dünya. Gerçek kimliğimizden kurtulabileceğimiz ve sınırsız yalan söyleyebileceğimiz yeni bir dünya. Sonunda cevabı bulduğumuzu sanıyorum. Kendimizi mutlu edebilmek adına karşılaşabileceğimiz yeni insanların bulunduğu bir yer olarak bu dünyanın içerisinde ama bu dünyadan çok uzak olan aslında varlığının netliği bile şüpheli olan cevabımızla kendimize gülümsüyoruz.
Herkesin yaptığını yapıyoruz sanırım. Sevdiklerimizden göremediğimiz ilgiyi görebileceğimiz insanların bize gıpta ile bakabilmesini sağlayacak yeni dünyamıza ilk adımımızı atarken pek heyecanlı değiliz aslında. Karşımızda duran sıradan bir ekran. Basit bir bilgisayar. Ama o aynı zamanda kendimize özel dünyamıza açılan kapımız oluyor. Evet yeni dünyamıza hoş geldik. Burada sınır yok. Gerçek hayatın kısıtlamalarından ve şikayetçi olduğumuz konulardan hatta kendimizden bile bağımsızız. Kurallarımızı istediğimiz gibi koyabiliyoruz. Gerçekleri biz anlatmadığımız sürece kimse bilmeyecek. Ve sanırım bu bize heyecan veriyor.
Sanal dünyada sanal bir “ben” yaratmış olmanın verdiği gururla kendimizi tanrı sanmaya başlıyoruz. Burada sadece insanlardan istediğimiz şeyleri almaya odaklıyoruz kendimizi. Limitsiz olması da en güzel tarafı aslında bu işin. Ve şimdi kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Her ne olursa olsun önemli olan kendisidir insanın. Yukarıda anlatılanlar herkes için geçerli değil. Fakat şu sıra istisnalar kendilerine yeni kaideler bulabilmekte. Ailesinden sevgi göremeyen çocukların ilgisiz bırakılan eşlerin ve yeteri kadar umursanmadığını düşünenlerin bulabildiği en iyi çözüm yollarından biri oluyor “Sanal Dünya”. Yaşanılanların ağırlığından kurtulabilmiş olmanın o güzel tadı başka şeylerle değişilecek gibi değil. Zorluklarla mücadele edemeyenlerin kendilerine krallık kurabilecekleri tek yer burası en nihayetinde.
Ama ben yine devam ediyorum kaldığım yerden eklemeye.Israrla söylüyorum önemli olanın insanın kendisi olduğunu. Belki henüz yolun başındayız. Umutlarımız evrenden bağımsız çalışıyor. Sevgimizi hak etmeyen insanlar için harcıyoruz. Acı duyuyoruz yaşadığımız olaylardan ve devam etsin istemiyoruz bazı zamanlarda. Bunu anlayabiliyorum. Yine de gerçekler er ya da geç yüzleşmek için karşımıza çıktıklarında buna gerçekten hazırlıklı olmak gerektiği kanısındayım. Ve insan içerisindeki kötülüğü o kötü enerjiyi bilinçsizce zarar vermek ya da kendini tatmin etmek yerine adalet için kullanmayı öğrenebilirse işte tam olarak o zaman insanlık ve insanlıkla ilgili her kavram yeniden kavuşacak yüzyıllar boyu uzak kalınan erdemlere.
Ve son olarak bildiğim güzel bir sözü paylaşmak istiyorum. Eski bir bilge der ki; kendisine yenilmeyenin yenileceği düşman yoktur. Gecelerinizin güzel günlerinizin aydın yarınlarınızın mutlu ve umutlu olması dileği ile tüm javasız sohbet kullanıcılarımıza teşekkürler..