SULTAN BİRİNCİ MURAD HAN’IN BİR KERÂMETİ

SULTAN BİRİNCİ MURAD HAN’IN BİR KERÂMETİ

SULTAN BİRİNCİ MURAD HAN’IN BİR KERÂMETİ

Sultan Birinci Murad Han’ın bir kerametini anlatacağımız makalemize hoş geldiniz..  Sultan Birinci Murad Han merhûm, bir gün -o zamanlar vahşî hayvanların mekânı olan- Bursa etrâfındaki Kaplıca Hamâmı tarafına av için çıktı. Bir ceylan peşine düştü. Hayli kovaladıktan sonra bugünkü Kaplıca câmiinin yerine gelince rüzgar gibi koşan hayvan bir anda dönüp sultanın önünde durdu. Dile gelip:

“Ey gâfil padişah! Âlemlerin Rabbi, seni kendi halinde gezen mahlûklarına ezâ edesin diye mi yarattı?” deyip gözden kayboldu.

Sultan Gâzî bu halde hayret ve tefekküre dalmış iken vezir ve emîrleri yanına geldiler. Mübârek çehresinde endişe alâmetlerini görünce sebebini sordular. O bu keşf ve kerâmet sırrını onlara açmayıp sadece:

“Tez burada bir câmi, medrese ve imâret bina edesiniz” dedi. Vezirler: “Burada bina yapmaya iki mâni vardır:

Biri, burası şehirden uzak, sapa bir yerdir. Bir müsâfirin buraya gelmesi ihtimalden uzaktır. Ne imârette kimse konar ve ne medresesinde dânişmend (hoca) durur. Müsâfirsiz imâret ve cemaatsiz câmiye masraf zâyidir.

Diğeri de bu ki memleketimizde bunun gibi binalar yapabilecek mimarımız yoktur” dediler. Sultan Birinci Murad Han:

“Evvelki mâninin halli kolaydır. Bu binalar yapıldığında etrafına diğer binalar da yapılır, ne müsâfir eksik olur ve ne komşu. İnşâallâh az zaman içinde mamur kasaba hâline gelir. Hemen mimar tedârik edin” diye emretti. Ondan sonra da ava çıkmadı.

Vezirler şehirde mimar ararlarken Bizans İmparatoru gemileriyle, Yalova kıyılarında Müslümanları vurmaya bir miktar asker gönderir. Oraların muhâfızı olan vali bir gece baskınıyla bunların çoğunu kırar, kalanı esir eder. Esirleri sultana gönderirler. Birinin çok mâhir mimar ve mühendis olduğu anlaşılır.

Sultanın kerâmetini anlayıp onu arzettiler, padişah mimarı bedelsiz azad edip inşaatı uhdesine havale etti. Az vakitte sağlam ve mükemmelce binaları tamam ettiler. Her biri riyasız hayrat oldu. Rum diyârına gelen gidenler buraya uğramadan ayrılmaz oldu. Etrafı da evlerle dolup mamur bir kasaba haline gelerek padişahın firâseti tahakkuk etti. (Hadîkatü’s-Selâtîn, Celalzâde Sâlih Çelebi)