Zünnün-i Mısri’den hikmetler

 

Bu mübarek cuma günü dini makalemize başlamadan önce tüm javasız sohbet takipçilerimize ve tüm müslüman kardeşlerimize hayırlı nurlu cumalar diliyoruz..

Zünnûn-i Mısrî’nin (rahmetullâhi aleyh) asıl adı Sevban yahut Feyz bin İbrahim’dir. Aslen Nûbeli olup Mısır’a yerleşti. Asrında ilim, edeb ve takvâ husûsunda akranlarını geçti. 2 Zilkâde 246’da (18 Ocak 861) Gize’de vefât etti. Mısır’da Karâfe-i Suğrâ’ya defnolundu.

Sözlerinden bazıları:

“Hakîkî muhabbet, Allâh’ın sevdiklerini sevmek, onun buğz ettiklerine buğz etmek, dâimâ Allâh’ın rızâsını istemek, seni Allah’tan alıkoyan her şeyi terk etmek, onun rızasına uygun işlerde hiç kimsenin kötülemesinden çekinmemek, nefsini muâmele mevkiinden azletmektir.”

Şu kimseler akıllı değildir:

Dünya işlerinde ciddiyetle çalışıp da âhiret işlerini hafife alan.

Hilim (tahammül) göstereceği ve sabredeceği yerde sefihlik ve azgınlık eden.

Tevâzu edeceği yerde kibirlenen.

Tamah ettiği şeyler (i elde etmek) için takvâyı terkeden.

Kendisine hak söylendiğinde gazablanıp kabul etmeyen.

Ariflerin rağbet ettikleri şeyleri terkeden, âriflerin terkettikleri şeylere rağbet eden.

Kendi nefsi için başkasından insaf bekleyen.

Rahat zamanlarında Allâh’ın zikrini terkedip de sadece muhtaç olduğu vakitlerde Allâhü Teâlâ’yı anan.

Marifet sahibi olmak için ilim talep edip öğrendikten sonra nefsinin hevâî (gayr-i meşrû) arzularını ilme tercih eden.

Kusurlarını örtmesine rağmen Allâhü Teâlâ’dan utanmayan.

Üzerinde bunca ilâhî nimetler varken şükrü terk eden.

Zâhirî ve bâtınî düşmanlarıyla cihâd etmekte âcizlik gösteren.

Mürüvveti (insaniyeti) zâhirdeki elbisesinin güzelliğinde görüp takvâ elbisesini ve edeb zırhını giyinmeyen ve ilim ve marifet ile zînetlenmeyenler akıllı değildir.

(Hayâtü’l-Hayevân)